


Bilinmeyen Tarih
İslam Tarihi
Peygamberliğine müjde 4 | Peygamberliğine müjde 4 |
| Cuma, 18 Temmuz 2008 | |
10- İmâm-ı Abdürrahmân Cevzî “rahmetullahi aleyh” “Kitâb-ül-vefâ fî-fadâilil-Mustafâ” kitâbında şöyle yazmışdır. Ebû Nu’aym “rahmetullahi aleyh” Sa’d bin Abdürrahmân Mugâfirînin şöyle rivâyet etdiğini naklen bildirmişdir: Bir gün Ka’bül-Ahbâr “radıyallahü anh” bir yahûdî âliminin ağladığını gördü. Niçin ağlıyorsun diye sordu. Ba’zı şeyleri hâtırladım, o sebeble ağlıyorum, dedi. Bunun üzerine Ka’b “radıyallahü anh” istersen seni ağlatan şeyleri sana söyleyeyim, beni tasdîk edeceksin, dedi. Yahûdî âlimi söyle deyince, şöyle dedi: Mûsâ “aleyhisselâm” Tevrâtdan okuyarak: Yâ Rabbî! Ben bir ümmet gördüm ki, onlar ümmetlerin hayrlısıdır. Îmân etmeleri için insanlara emr-i ma’rûf ve nehy-i münker yaparlar. İlk ve son kitâba inanırlar. Dalâlet ehline karşı cihâd ederler. Bir gözü kör olan Deccâl ile savaşırlar. Bunları bana ümmet eyle dedi.
Allahü teâlâ; yâ
Mûsâ! Onlar Ahmedin “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” ümmetidir,
buyurdu. Bunları dinleyen yahûdî âlimi doğru söyledin yâ Ka’b diyerek,
onu tasdîk etdi. Ka’b “radıyallahü anh” sözlerine devâm ederek şöyle
dedi: Mûsâ aleyhisselâm Tevrâtdan okuyarak: Yâ Rabbî! Bir ümmet buldum
ki, onlar çok hamd ederler ve hükm edicidirler. Bir iş yapmak isteyince
inşâallah derler. Onları bana ümmet eyle, dedi. Allahü teâlâ, yâ Mûsâ!
Onlar Ahmedin “aleyhisselâm” ümmetidir, buyurdu. Yahûdî âlimi, doğru
söyledin yâ Ka’b, dedi. Yine Ka’b “radıyallahü anh” şöyle devâm etdi:
Mûsâ aleyhisselâm Tevrâta bakıp, yâ Rabbî, ben bir ümmet görüyorum ki,
onlar yükseğe çıksa tekbîr getirirler, alçak yere inseler hamd ederler.
Onlar için yeryüzünün toprağı temiz kılındı. O toprakla necâsetden ve
hadesden, cünüblükden, su ile temizlendikleri gibi temizlenirler.
Yeryüzü onların mescidleridir. Ya’nî nerede dilerlerse orada ibâdet
ederler. Onları bana ümmet eyle, dedi. Allahü teâlâ, yâ Mûsâ! Onlar
Ahmedin “aleyhisselâm” ümmetidir, buyurdu. Yahûdî âlimi, doğru
söylüyorsun ey Ka’b, dedi. Yine şöyle anlatdı: Mûsâ “aleyhisselâm”
Tevrâtda okuyup, yâ Rabbî, bir ümmet gördüm ki, onlar merhamet edilmiş
ve za’îf kimselerdir. Kitâbullaha vârisdirler ve seçilmişdirler. Allahü
teâlâ [Fâtır sûresi 32.ci âyetinde meâlen] (... Onlardan da kimi
nefslerine zulm edicidir, kimi kötülük ve iyiliğe müsâvî gidendir, kimi
de Allahın izniyle hayrlarda ileri geçendir. İşte bu (Kur’âna vâris
olmak), büyük ihsândır) buyurdu. Onlardan merhamet edilmemiş kimse
görmedim. Onları bana ümmet eyle, dedi. Allahü teâlâ, Onlar Ahmedin
“aleyhisselâm” ümmetidir, buyurdu. Yahûdî, Ka’ba “radıyallahü anh”
doğru söyledin, dedi. Yine şöyle anlatdı: Mûsâ aleyhisselâm, Tevrâtda
görerek, yâ Rabbî, ben bir ümmet buldum ki, onların mushafları
kalblerindedir. Nemâz kılarken melekler gibi saf tutarlar.
Mescidlerinde bal arısı gibi sesleri işitilir. Onlardan pek azı
Cehenneme gider. Onları bana ümmet eyle deyince, Allahü teâlâ, yâ Mûsâ
“aleyhisselâm”, onlar Ahmedin “aleyhisselâm” ümmetidir, buyurdu. Yahûdî
âlimi, doğru söyledin yâ Ka’b dedi. Mûsâ aleyhisselâm, Muhammed
aleyhisselâmın ümmetine verilen hayrları ve üstünlükleri görünce, Onun
ümmetinden olmak istedi. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma şu üç âyeti
bildirerek onu tesellî eyledi: Birincisi [A’râf sûresi 144.cü âyetinde
meâlen] (Yâ Mûsâ, ben (seni) peygamber göndermekle ve (seninle
vâsıtasız) kelâm etmekle, seni asrının insanları üzerine seçdim. Şimdi
şu sana verdiğim emr ve yasakları al da şükr edenlerden ol.), ikincisi
[A’râf sûresi 145.ci âyetinde meâlen] (Biz Mûsâ için Tevrâtın
levhalarında herşeyden yazdık: Nasîhatlara ve din hükmlerinin
açıklanmasına âid her şeyi...), üçüncüsü [A’râf sûresi 159.ci âyetinde
meâlen] (Mûsânın kavminden insanları doğru yola götürür ve hak ile
adâlet yapar bir topluluk vardı.) buyuruldu.
devamı diğer sahifededir
Yorumlar
(0)
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|