Çocuk terbiyesi
Çocuğa, israf etmemesini, kanaatkar olmasını öğretmelidir. Bazan da yavan ekmek yemeğe alıştırmalıdır. Çocuğun kötü yerlere gitmesine mani olmalıdır. Çocuk kötülerin yanında ahlâksız, yalancı, hırsız ve hayâsız olur.
Baba, ne devamlı asık suratlı durmalı, ne de çocukla fazla yüz göz olmalı, konuşmasının heybetini korumalıdır. Çocuğa babasının malı ile, rütbesi ile övünmemesi tenbih edilmelidir! Tevazu sahibi ve kibar olması öğretilmelidir! Başkalarından birşey almanın zillet olduğu, veren elin alan elden üstünlüğü bildirilmelidir! Cimriliğin çirkinliği öğretilmelidir! Başkalarının yanında edebli oturması, ayak ayak üstüne atmaması, laubali hareketlerden uzak durması telkin edilmelidir!
Fazla konuşmaktan
çocuğu men etmelidir! Fazla konuşmanın hayâsızlığa yol açtığı, çenesi
düşüklüğün kötülüğü belirtilmelidir! Çocuk nasıl olsa konuşmasını
öğrenecektir. Maksat, ona icab edince susmasını ve büyüklerin sözünü
dinlemesini öğretmektir.
Doğru da olsa, çokça yemin etmesine izin vermemelidir! Vara yoğa yemin,
kötü bir alışkanlıktır. Büyüklere hürmetin, yerini onlara vermenin ve
herkesle iyi geçinmenin önemi anlatılmalıdır.
Küçükken namaz kılmalı
Çocuğu daha
küçükken namaza alıştırmalıdır. Büyüyünce namaz kılması zor gelebilir.
Başkasının malını çalmayı, haram yemeyi, yalan söylemeyi gözünde çirkin
gösterecek şekilde anlatmalıdır! Böyle yetiştirip büluğa erince, bu
edeblerin sırlarını, inceliklerini ona söylemelidir. Her işi adet
olarak yapmaması, niyetle, şuurla yapmasının lüzumu anlatılmalıdır.
Mesela, yemekten maksat, kulun Rabbine ibâdet etmesi, insanlara,
vatanına, milletine faydalı hizmetlerde bulunması, insanların saadeti
için çalışması olduğu öğretilmelidir. Dünyadan maksadın, ahıret için
azık toplamak olduğu, zira dünyanın kimseye kalmadığı, ölümün çabuk ve
ansızın gelebileceği anlatılmalı, (ne mutlu o kimseye ki, dünyada iken
ahıret azığı elde eder, Cennete ve Allahü teâlâya kavuşur) demelidir.
Küçük yaşında böyle terbiye edilirse, taş üzerine yazılan yazı gibi
olur ve kolay kolay silinmez. Peygamber Efendimiz buyurdu ki:
(Bütün çocuklar, müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Daha
sonra bunları, ana-babaları hıristiyan, yahudi ve dinsiz yapar.)
[Taberânî]
Hadis-i şerifte müslümanlığın yerleştirilmesinde ve yok edilmesinde en
mühim işin, çocuklukta ve gençlikte olduğu bildirilmektedir. O hâlde,
her müslümanın birinci vazifesi, evladına İslâmiyeti ve Kur'an-ı kerimi
öğretmektir. Evlad nimetinin kıymeti bilinmezse, elden gider. Bunun
için (Pedagogie), yani çocuk terbiyesi, dinimizde çok kıymetli bir
ilimdir.
İslâm dinine karşı olanlar, bu mühim noktayı anladıkları içindir ki,
(Gençliğin ele alınması birinci hedefimizdir. Çocukları dinsiz olarak
yetiştirmeliyiz) diyorlar. İslâmiyeti yok etmek ve Allahü teâlânın
emirlerinin öğretilmesini ve yaptırılmasını engellemek için, (Gençlerin
kafalarını yormamalıdır. Din bilgilerini büyüyünce kendileri
öğrenirler) diyorlar.
Bugün, bütün hıristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelince, buna
bozuk dinlerinin icablarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara,
hıristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar. Müslümanların imanlarını,
dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hıristiyan yapmak için,
İslâm ülkelerine paket paket kitap, broşür ve kaset gönderiyorlar. O
hâlde, müslümanlar din cahillerinin hilelerine, yalanlarına
aldanmamalı, çocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da,
dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Ahlâkı
değiştirmek mümkün olduğu için Peygamber efendimiz, (Ahlâkınızı
güzelleştirin) buyurmuştur. Zaten din, güzel ahlâk demektir. Şu hâlde
dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel
ahlâklı olur. Güzel ahlâklı olan da iki cihanda rahat olur.
Çocuğu dövmemelidir!
En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hiçbir zaman elma
çekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını büyüterek, lüzumlu
aşı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak
yetiştirmek mümkündür. Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular
yok edilemez, fakat terbiye edilebilir. Terbiyede dayak atılmaz.
1- Çocuğu dövmek ahlâkının bozulmasına, hırçınlaşmasına sebep olur.
2- Dayakla büyüyen çocuk esnek olmaz, katı olur.
3- Dövülmek, çocukta ana-babaya karşı kızgınlığa yol açar. Çocuk kendi
yaptığının kötü bir şey olduğunu düşünmez, kendini suçlu görmez,
kendini döveni suçlar.
4- Dövülen çocuk, kızdığı zaman, o da şiddete baş vurur, bir başkasını
döver. Böylece dayak vicdanlı olmaya değil, saldırganlığa sebep olur.
5- Sözden anlayacak yaştaki çocuğa dayak atılmaz. Sözden anlamayan
çocuğuna hafifçe vurmak yeter. Başa, yüze tokat atmak, sopa ile dövmek
çok zararlıdır. Bu ancak işkenceciye yaraşır.
Bir şeyi, zıttı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan
kendini zorla da olsa, iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları adet
haline getirmelidir! Çocuk, ahlâkı iyi olan insanlarla arkadaşlık
ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Çocuklar
böyle yetiştirilirse, dünya ve ahıret saadeti elde edilir
|